Ilk kez başıma gelmiyor. Her pazar sabahı bir nebze ölümü arzulayarak uyanıyorum. Bunu sokağa çıkma hali yahut çıkılan sokakta bir araba kazası sürdürüyor. Bu kadar kaçma isteği bir bedende kusursuzca dans eder mi derseniz, hiç sözümü kesmeyin. Çünkü nefretle bakılan üç beş bakış asla geri alınamaz. Bu yüzden kimseye nefretle bakmak istemem. Ama ne zaman kaçışa bir dur dense, ne zaman bir duruşa kaçmak önerilse üç beş pis bakış içime işliyor. Yorgunum diyorum ya, kimse soluklanmıyor. Kimsede soluklanamıyorum. Başka bir şey bu. Annesini tanıması gibi bebeğin yahut ilk görüşte kanı kaynaması gibi insanın. Buna benzettiğimde daha kolay anlaşılıyor, neden kimsede dinlenemiyor oluşum.
Yorgunum.
Kaçıyorum ama hep kimseye.
Onu öpmüşsün,
Ölümü arzuladığım o
Sabah.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder