Sonsuz huzuru bulduğum kitap listemi sana da yollamak istediğim bir Pazar sabahı iki demli çay içtim. Tekini senin için. Kalktım sonra.
Sana şiir yazdım.
Sen ölümsüzsün.
Ama şimdi nereye baksam, yoksun. Gitmiş dediler. Ben veda etmemiştim ama gittiğini duymuştum. Hatırlıyorum arada, yokluyor mazi. Ben seni ne denli severdim. Ne demli. Bir tebessüm kondurmak geldi içimden, yanağına.
Çok sevmemiştim Vio, yemin ederim. Derin sevmiştim, boğulacak gibi. Ama sevmiştim işte, tek nefeste kurtulacak gibi. Şimdi yeni bir hayat bekler beni. Hayallerinde dahi sana yer yok. Senli içim yerle eş. Parçalan karşımdan. En derinlere gömdüm seni.
Şimdi gördün mü?
Vedanın nasıl da pazarlıksız olduğunu,
Pazar günleri.
Ama üzülme.
Bilirsin, birilerine veda etmek en kolayı. Zor olansa her şeyi alıp gitmek. Geçip gitmek. Ölmek yani.
Ölü katilini özler mi?
Ben seni özlemiyorum.
Artık seni değil senli şeyleri öpmek daha tahammül edilebilir.
Mesela,
Dokunduğun yerlere şiirler yazdığıma inandırayım
Seni
İnanma bana...
Çünkü ben artık sana inanmıyorum.
Çok yabancı gittin be,
Gülüşünü bile yadırgarım.
Bir odada
Sonsuz şiirleyim.
Sen mi?
Sen
Yoksun.
Bizden geçmiş be çocuk. Halbuki bizim adam akıllı bir geçmişimiz dahi yok.
Şimdi sana bizden geçmiş desem, güler geçersin.
Geçip gidersin.
Yanımdan değil yanağımdan geç.
Bunlar hep,
Dua*.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder